from india with love from stajagittikgelcez on Vimeo.
Kayahan ve Ezgi için özel olarak çektik...Kehehe
This shot is for Kayahan and Ezgi our beloved friends.
from india with love from stajagittikgelcez on Vimeo.
Kayahan ve Ezgi için özel olarak çektik...Kehehe
This shot is for Kayahan and Ezgi our beloved friends.
11 yıl Türkiye’de kalıp, sırasıyla; İstanbul’da İTÜ, Ankara’da Odtü ve son olarak İzmir’de Ekonomi Üniversitesi’nde eğitim veren Alex Velasco, 2 gün önce Pune’ye geldi. Yeni açılan DC-DYP’de (Center for Automotive Research and Styling) eğitim vermek için gelen Alex’le, dün Kayahan Dede ve Ezgi Ezdar’ın tavsiyesi (baskıları) üzerine yemeğe çıkmak için plan yaptık.
Dünyada eşi benzeri milyonlarca daha olup, size bulunduğunuz şehri ve ülkeyi unutturan alışveriş merkezlerinden birine girdik ve oranın en üst katındaki restorana çıktık. Restoranın girişinde Sudhir’in sandaletleri ve benim şortum sebebiyle içeri girmemize izin verilmedi. Kızların kıyafetleri umursanmadığından biraz seksist bulduk ve hemen yanındaki restorana geçtik; onların kaybı. Alex’in eğitim vermeye başladığı okuldan Hrridayesh Deshpande’ın da katılmasıyla, yemeklerin yaydığı duman eşliğinde Türkiye’deki tasarım anlayışından Hindistan’a uzanan tasarım muhabbeti; dünyada değişen tasarım görüşleri ile son buldu. Daha uzatmadan, Pune’ye hoş geldin, Alex.
Akşam eve döndüğümüzde Açelya ve Anette, yolda bacağı yaralanmış olan yavru bir köpeği eve aldılar. Evde peynirden başka bir şey olmadığından gece peynirle besledik. Bu sebepten adını Peynir koyduk ancak yabancı dili pek iyi olmadığından Cheese diyerek de çağırıyoruz. Bugün Veterinerde gerekli aşılarını olan Peynir, iyileşene kadar bizimle kalacak gibi görünüyor. Daha uzatmadan, evimize hoş geldin, Peynir.
After staying in Turkey for 11 years, and educating in ITU in İstanbul, METU in Ankara and finally in İzmir Economy University, Alex Velasco has arrived to Pune, 2 days ago. He will be educating in DC-DYP (Center for Automotive Research and Styling). Thanks to recommendations (more like pressures) of Kayahan Dede and Ezgi Ezdar, we decided to give a welcome to Pune with a dinner.
We entered to a shopping mall that can be found any where in the world and that makes you forget about your current city or country and we went up to it’s top floor. In the enterance they didn’t letted us enter because of Sudhir’s sandals and my shorts. They told that woman's wear is not that important so we found it a little sexist and entered to the restaurant right next to it; their loss. With Alex and Hrridayesh Deshpanda joining us, we have started our conversation on design in Turkey, India and finally the world. There is noting more to say then this; Welcome to Pune, Alex.
When we returned home, Açelya and Anette decided to take the dog in front of our apartment who was badly injured from her leg. There was noting else then cheese at home so we gave her cheese to eat, and we decided to name her after Peynir, which means cheese in Turkish. But her foreign language is not so good so we also call her Cheese. There is noting more to say then this; Welcome to our home, Peynir.
~Can
Nerve from stajagittikgelcez on Vimeo.
Nervous moments in Pune traffic with Tarun, Gorkem and Can. Watch with head phones in order to hear the whispers.
Tarun Gorkem ve Can ile Pune trafiginde gergin anlar. Kulaklıkla dinlerseniz, fısıltılı konuşmaları duyabilirsiniz.
Dün Seema, Manish Kumar, Anette ve üçümüz iş çıkışı kendimize Hint kıyafetleri almak için Fabindia adında bir dükkâna gittik. Bildiğimiz kadarıyla, kalitesi itibariyle gözün kapalı alabileceğin bir yermiş. Yolda bizdeki tulumba tatlısına benzer bir şey görüp onu denedik. Jalebi isminde küçük simit formunda tulumba tatlıları.
Fabindia’da kendimize kısa ve uzun ‘Kurta Pajama’lar aldıktan sonra bir sonraki dükkân olan WestSide’a gittik. Orada Açelya kendine bir Dupatta aldı. Dupatta, şal mantığında kullanılabilen ve birçok rengi mevcut olan aynı zamanda dokunduğunuzda hissi de çok güzel olan bir kıyafet türü.
Bu sabah Manish Kori bizimle tipik bir Güney Hindistan kahvaltısını paylaştı. Öncelikli olarak Pirinç tozundan yapılan ve süt hariç hiç bir şey konmayan, buharda pişirilerek yapılan ‘İdli’yi denedik. Hindistan cevizinden yapılan biri acılı biri de çok acılı olmak üzere iki tür ‘Chutney’ ve bir adet kızmızı tonlara ‘Sambar’ sosuna batırarak yediğimiz ‘İdli’den sonra, muz yaprağına sarılı bir şekilde gelen ve epey yağlı olan ‘Dosa’yı denedik. Ağzımızda soslardan kalan acı tadı geçirmesi için de Pradeep bize KemalPaşa tatlısını andıran ‘Gulab Jamun’ sundu. Biz de çok mutlu olduk, afiyetle yedik.
Yesterday, Seema, Manish Kumar, Anette and three of us went to a store called Fabindia, after work. As far as we were told, this was supposed to be a store that you can buy clothes without any doubts about the quality. On the way to there we have seen a desert, very similar to a Turkish desert called ‘Tulumba’. The desert was torus shaped and called ‘Jalebi’.
In Fabindia, we have bought short and long ‘Kurta Pajama’s and we left the store in order to g oto another store called WestSide. There Açelya has bought herself a ‘Dupatta’ which is a scarf-like fabric with different varieties of colors that you can cover your neck with, and that has a really nice feel of touching it.
This morning, Manish Kori has shared his typical South Indian breakfast with us. First there is a ‘İdli’ which is being made with noting but boiling rice powder and milk. Then we have dipped them to different sauces like 2 kinds of ‘Chutney’; one spicy, one very spicy and a red sauce called ‘Sambar’. Then the ‘Dosa’ has followed them, being served on a banana leaf as a plate. When the breakfast finished, Pradeep has offered us ‘Gulab Jamun’, which is a similar desert called KemalPaşa, in Turkey. We have accepted it happliy and enjoyed it very much.
~Can